
''arkadaşlar!! tehlikenin farkında mısınız?? çevremizdeki yüzüklülerin sayısı gittikçe artıyor!! kızlar tehlike sizin için daha büyük.. evde kaldınız valllahi..'' :D
evlilik; resimdeki ''hanım'' efendinin tişörtü üstünde yazan yazının altına iki şahit ve bir resmi görevli huzurunda (düğün ve davetliler opsiyonel) imza atmaktır.. ve biz erkekler bunu neden yapıyoruz tam olarak anlayabilmiş değilim.. arada düşünmüyo değilim bu konu üzerine ve lakin kesin bi karara varamadım bi türlü.. çeşitli teorilerim var ama yine de bi türlü işte bu yüzdendir diyemiyorum..
kadınlar açısından durum çok daha mantıklı görünüyor burdan bakılınca.. gerçekten eğer istiyorlarsa, sırayla buraya oturup bakabilirler ama ben yerimden kalkmam! onu şimdiden belirteyim de sonra sakat olmasın kimse açısından..
erkek milleti olarak çok büyük bi şansımız var gencimizde yaşlımızda aynı bok olduğu için her yaşta (hele ki cüzdanımız arka cebimizdeyken oturduğumuzda; sağ lobumuz ile sol lobumuz arasında rakım farkı oluşuyorsa) karşı cinsin ilgisini çekebilmemiz mümkün.. ancak ne yazık ki (ne yazığı be, bana ne) hanımlar için durum böyle değil.. yıllar onlara bize olduğu kadar insaflı davranmıyor.. bu durumda kadın ilerleyen yaşlarını düşünerek kendini bi şekilde sigortalamalı ve yanında daima bir erkeğin duracağını garantilemeli.. işte temelde kadını evliliğe iten sebep sanki buymuş gibi geliyor bana.. elbette başka bi dolu neden sıralanabilir.. neslin devamından tutup sosyal ihtiyaçlara kadar ama benim gördüğüm kadarıyla işin en temeli budur..
tabii ki burda bahsi geçen modern toplumdaki kadın erkek ilişkisi. şehirli ailelerin tahsil görmüş çocuklarından bahsediyorum.. sonuçta bilmediğim bi şeyden bahsetmem saçma olur değil mi??
e tabii tahsil dediğin şey dünden bugüne görülmüyor; uzun bi süreç. tahsil bitince iş bulma telaşı, kariyer yapma çabası, her şey yavaş yavaş yoluna girince biraz hayatın tadına bakalım oyalanması derken evlilik yaşı bahsettiğim sosyal grupta epey yukarılara çıkıyor.. kadınlar belli bi yaştan sonra (sanırım 30 ile 35 arası bi yere denk geliyor en erken) bi anda durup ''amaniinnn!! evde kalıyorum ben yaaaa!!'' diye telaşa kapılıyorlar..
oysaki tam o esnada akranı bekar erkek akşam eve gidince ne yesem diye düşünüyor.. bide haftasonu ütü yapmak zorunda olduğu için hayıflanıyo olabilir.. belki bu iki düşünce arasında bi yerde evlilik kelimesini bi an için olsun düşünüyodur.. ama genel olarak kafa yukarıda bahsi geçen konuda tamamen boş..
işte kadın kısmısı bu tarz konularda erkekten çok daha donanımlı olduğu için erkeğin az önceki ve diğer bi kaç ufak tefek zaafından yararlanarak sinsice hayatına sızıyor.. arada bir eve geliyor çocuğa bi tencere yimah yapıyor ,şöyle bi ortalığı topluyor, belki ütüyü de aradan çıkarıveriyor. (belki diyorum çünkü kadınlar da en az erkekler kadar ütüden nefret ediyorlar. hatta belki daha fazla.. bu hayatta kimsenin çözemeyeceği fenomenlerden bir tanesi.. isviçreli bilim adamları bile araştırmaya yanaşmıyor.. kadınlar neden ütü sevmez? oysa o da bir ev işi değil mi?? madem ev işi kadınlar sevmeli..) (seksist yaklaşımın şahikasını okudunuz az önce) hele bir de arada seks varsa çocuğun işi çok zor.. sadece takılıyoruzdan sevgilime, oradan sözlüm-nişanlım-eşim derken bay bay heppi(pe)nis.. :))
neyse tosuncuklarım (adile naşit tonlamasıyla) biz erkekler kadınların bu gibi tuzaklarına karşı çok ama çok zayıfız..! neden kadınlar ilişki söz konu olduğunda bizden çok daha cevval, cabbar, atakan olabiliyolar?? nasıl bu derece daha hinler?? kendisini en çapkın sanan erkek bile nasıl da toy kalabiliyo kadının biriyle duygusal olarak azıcık yakınlaşınca??
aziz ve leziz okuyucularım (beyler ve hanımlar) kadınlar ilişki konusunda bizden çok daha başarılı.. (tam şu anda durdum bi sigara yakmak için pakete uzandım.. canım bi bira içmek istedi ''başlarım göbeğine'' dedim kalktım bira aldım dolaptan, yaktım sigarayı.. oohhh.. kadın deyince benim kafa bi yavaşlıyo çoğu hemcinsim gibi.. o yüzden böyle uzuyo muabbet) çünkü iç güdüsel olarak yaklaşıyolar olaya.. aslında yaklaşmak diyemeyiz ama ne diyebiliriz onu bilmiyorum.. yani kışın güneye göçen kuş, yolculuğa iç güdüsel olarak ne yapıyosa (yaklaşmak, bakmak, içselleştirmek..) kızlar da bizimle olan ilişkilerinde o nu yapıyor..
madem az önce kuş dedik (zaten işi, bizim için kitleyen ''kuşumuz'' değil mi?) kuşlu muşlu örnek verelim..
kadınlar kuş olsun,
erkekler insan..
ilişki ise uçmak!!
nasıl ki bi kuş yumurtadan çıkar, annesi onu bi süre besler sonra zamanı gelince gagasıyla iter yuvadan aşağı uçsun diye, ve o dünün yavru kuşu bi anda kanat çırpıp uçar.. işte kadınların böyle bi mekanizması var ilişki konusunda.. çocukluktan çıkınca (yani erkek ve kadın diye iki ayrı insan modeli olduğunu anladıkları anda) bi anda her şeyi biliyo oluyolar.. bi erkek nasıl tavlanır, nasıl parmakta oynatılır, nasıl terk edilir, terk edildikten sonra nasıl elde tutulur..!! çünkü iç güdülerinde uçmak (ilişki) var..
oysa ki biz erkekler bu konuda epey zayıf kalıyoruz.. insanlık tarih boyunca nasıl çeşitli evrelerden geçip, pek çok aşama kaydedip gökyüzünü yüzlerce yıllık bi süreç sonunda fethettiyse (yüksekten düşünce canının yandığını anladığı andan itibaren Hazerfan'ın kanatlarından uçan balona, uçan balondan pırpır uçağa, pırpır uçaktan ses hızını üçe beşe katlayan jetlere) biz erkekler de hayatımız boyunca bunun gibi pek çok evreden geçiyoruz..
biz hayatımızın ''jet'' evresine gelene o kadar çok sürünüyoruz ki.. ama artık o aşamaya geldikten sonra rahatız.. durumun tadını çıkarmak istiyoruz.. bu seferde kadınlar bize piç muamelesi yapıyorlar.. dur hele anca düze çıktık, bi sefasını sürelim değil mi? o zaman bile motora ''kuş'' kaçması riski her daim mevcut.. işte motora kuş kaçınca yüzükte parmağa kaçıveriyor.. ardından pek çok şey bizim göte kaçıveriyor.. kısaca hayatın tadı kaçıveriyor.. (mu acaba?)
belki aramızda anlaşsak, tüm erkekler bundan sonra hiç birimiz evlenmiyoruz diye karar alsak acaba bu tuzaktan kurtulabilir miyiz?? sonuçta tek bir adamın karşı duramayacağı büyüklükte bi komplodan bahsediyoruz.. acaba feysbukta grup mu kursak??
(yüzüklerin efendisi'ne olan sevgimden dolayı bu yazıyı da üçe bölmeye karar verdim.. zaten tek bi yazı için fazla uzun olurdu)
(teşekkür: foto için: emre sorguç. konu üzerine fikir teatrisi için: nilgün d. , mutlu k.)
Facebook: Norin Feltonian
Pek sevgili Norin, evlilige ve kadınların bu konudaki erkeği kafese alışı durumuna kendi pencerenden bakıp kendi doğrularını dile getiriyosun.E güzel ama bi o kadar da temiz duyguları bozuk para gibi harcayıp bi kenara buruşturup atan erkek topluluğunu yok saymış gibisin. Kadın sevildigine ispat olarak evlenmek ister ama evliliğin erkeğin doğasına aykırı olduğunu da anlar bu süreçte, sonra da baştan kara durumlara gebedir günümüzde evlilik.Acımasız olmayalım bu kadar
YanıtlaSilben kadına karşı değilim ve hatta erkeklerin çok bencil olduğunun şiddetle farkındayım çoğu zaman.. işte tam da bu sebeptendir ki (eğer başka bi şekilde birlikte olabilme şansı varsa) evliliğin kendisine karşıyım sadece.. tabii yazı biraz erkek milliyetçisi oldu ama o kadarcık oluversin.. herkes kendi yanında kim varsa (acı çekerken) onun tarafını tutar sonradan ;)
YanıtlaSilŞimdi öyle söylenir, zamanı gelince başka bir şekilde birlikte olma şansı olsa bile genlerden mi bilinmez hatta şiddetle istenir evlilik. Kayaya toslar durursun, durulursun ve hayatında düzen istersin.Ve en az bir kere evlenmelidir her insan bu ciddi bir deneyimdir ve hayata tutunuştur.Tutunamamak yüzdesi büyük olsada....bu böyle gelir böyle gider.
YanıtlaSilgünümüzde, bazı avrupa ülkeleri hariç dünyanın hemen her yerinde aynı işi yapan erkeğe diyelim 1 lira veriliyorsa, kadına 70 kuruş veriliyor. Ki bu gelişmiş rakam. işe alım sürecinde mülakatta sevgilin olup olmadığı, soruluyor eğer nişanlı yeni evli falansa kadın, şansı iyice düşüyor zira gebe kalıp doğum izni alma tehlikesi var. bütün bunların yanında yemek yapmayan, eve erkekten önce gelmeyen kadın, ütü sevmeyen (!) kadın hoş karşılanmıyor çünkü kadından beklenti bir yandan (hem de baya bir yandan) bu. kariyer anlamında biraz yükselen kadın orospu olurken, erkek vay be oluyor. hacı ben yalnız iyiyim diyip evlenmeyen kadın yine evde kalmış olurken, erkek hızlı çapkın oluyor. sosyal yaşamın elinin tersiyle vurduğu ama buna rağmen kendi ayakları üzerinde durmaya çırpınan kadın, azcık başarılı oldu mu yanındaki adam hayıflanmaya, kıskanmaya, şikayet etmeye başlıyor. (siz ortalama bir ilişkide kadının daha çok çalışıp daha fazla para kazanmasına rağmen sorun çıkmadığını gördünüz mü?) kadın olsam herkese veririm diyen erkek milleti, seviştiği kadını çoğunlukla tek bir sefer bile orgazma ulaştıramazken, bir kaç kişiyle birlikte olan kadına hemen yine orospu muamelesi yapıyor. diyelim ki tüm bunlara rağmen kadın evlendi, erkeğin aldatması dünyanın en normal şeyi gibi karşılanırken, kadının aldatması kabul edilemez, hatta tahayyül bile edilemez oluyor. if we make the rules because we have the pussy, why these rules? it all depends who has the uterus. not the pussy and believe me, we did not choose it, and it's not easy.
YanıtlaSilcevap hakkımı elime aldım sıvazlamaya başladım.. bakalım içinden ne çıkacak..
YanıtlaSil1) bahsi geçen maaş adaletsizliği ve işe alım konusunda negatif ayrımcılık konumuz olan kadın-erkek ilişkisi dahilinde değildir.. lakin yine de değerlendirelim.. ilk olarak bahsi geçen durum memuriyet için değil özel sektör için geçerlidir ki maaş adaletsizliği konusunda bana bi malumat ulaşmadı bugüne kadar.. ikinci hususta ise elbette yönetici, şirketinin geleceğini düşünmek zorunda. bugün işe alıp maaş bağlıyacağı, sigortasını yatıracağı elemanın yarın izne ayrılacak olması tek amacı kar etmek olan dev organizmada hazımsızlık yaratır.. buna vahşi kapitalizm diyebiliriz sanırım ve bu da ayrıca işlenecek bi konudur tarafımızca..
2) erkek zaten bekarken bu işleri kendisi görüyordu mecburen. eğer evlendiğinde de yine kendisi yapacaktı ise neden evlendi? ben her ev işi kadının sorumluluğudur demiyorum.. aksine paylaşmaya yanaşmayan erkek bence de odundur.. ama diyorum ya hayatımızda bu konuda pozitif yönde bi değişim olmayacaksa neden evleniyoruz? elle tutulur bi sebep kalmıyor ki??
3) kariyer açısından yükselen kadın orospu mu oluyor? yaptığı kariyer ne acaba?? pek çok başarılı doktor, avukat, iş kadını, gazeteci vs vs hanım sayılabilir ki hiç birine kimse tarafından orospu denildiğini duymadım sırf başarılılar diye..
4)evlenmemiş kadına ''evde kalmış'' yakıştırmasını neredeyse yüzde yüz yine kadınlar yapar.. hiç bir erkek ''vah vah evde kalmış bu'' demez.. ve yine evli olmayan her erkek ''hızlı çapkın'' değildir, olamaz da ne yazık ki..
5) acaba kadının daha çok para kazanması evlilikte/sevgililikte sorun yaratıyorsa bunun yüzde ellisi erkeğin çekememezliği olduğu kadar kalan yüzde ellinin de kadının o erkeği yetersiz/gereksiz görmeye başlıyor olması olamaz mı??
6) erkekler kadın olmadan da zaten verkese 'vermek' istiyor.. bu konuda ne yazık ki yine bi kadına, doğa anaya başvurunuz şikayetleriniz için.. erkeklerin eşlerini orgazma taşıyamadıkları konusunda yorum yapabilecek kadar veri sahibi değilim.. bi kaç erkekle beraber olan kadına orospu muamelesi çeken erkekleri ben de daha önce bu sayfalarda şiddetle eleştirdim.. (en nihayetinde biz de az odun değiliz elbette :)
7) eğer aldatmak erkek için bi hak ise kadın için de kesinlikle öyledir.. bu durum da herkes ayağını denk almalıdır.. lakin erkek cinselliğe sadece cinsellik olarak yaklaşırken (puro bazen sadece purodur) kadınların herşeyi kompleks hale getiren duygu/düşünce yapıları cinselliği de olduğundan farklı bi boyuta taşır.. bu yüzden arada anlaşmazlık doğuyor..
8) şiire bayıldım :D
hacım bu dediklerinin bi çoğuna katılıyorum ben zaten. benim demek istediğim herkesin, senin de kadına bir rol biçtiğin ve bunun evlilikli bir rol olduğuydu. ne kadar eleştirsen de bir parçasısın demek istedim. evlilik sosyal bir kurum. kadının erkeğe nazarla daha çok evlenmek istemesi de genlerden öte sosyal baskıyla ilgili demek istedim. bu baskının bir parçası da sensin (yani misal) didim. anladın?
YanıtlaSilkadına rol biçiliyor da erkeğe biçilmiyor mu?? bu ülkede doğmamış çocuklara don biiliyor da onların anaları donları yüzünden biçilmiyor mu??
YanıtlaSilehe sosyal içeriklimsi :)p yazımızın ikinci kısmızı okundu mu tarafınızdan sayn leziz okuyucum?