19 Ağustos 2010 Perşembe

yüzüklerin ''hanım''efendisi (akustik)

(resim: evlilikten sonra kadın erkek ilişkisi)


bu seferlik akustik takılıyoruz..yaniii, sağdan soldan duyduğumuz, bi yerlerde karşılaştığımız kısa notları aktarıyoruz konu üzerine..

do: ğal süreç


''Ne pahasına olursa olsun, evlenin. Karınız iyi çıkarsa mutlu olursunuz,yok fena çıkarsa o zaman da filozof olursunuz'' (sokrates)




geçenlerde yakın iki arkadaşım etoo (meşhur kamerunlu siyahi futbolcu) ve zeytin (meşhur gemlikli siyahi besin) ile laflıyorduk.. zeytin'in durduk yere açtığı muabbetle ortam birden şenlendi..
-robbie williams bile evlendi. acaba yanlış yolda mıyız lan??
etoo ve ben neredeyse aynı anda aynı cevabı verdik..
-hem de türk kızıyla..!
lakin zeytin bizi düzeltti,
- kız türk ama yurt dışında doğup büyümüş.
etoo ile cevaplarımız yine birbirlerine çok yakındı,
-ha, o zaman olabilir..

şimdiiii, kıssadan hisseye gelelim: çok sevgili lezizlerim , hanım okuyucularım, benim canlarım.. bu konuşma üniversiteyi bitirmiş, iyi kötü hayatını artık bi şekilde yoluna oturtmuş, yerine göre uzun soluklu, yerine göre kısa metrajlı ama yeteri kadar tecrübe edinmesini sağlayacak kadar çok ilişki yaşamış üç genç arasında geçmektedir..
yani demeye çalıştığım, bu çocuklar aslında evlilikten o kadar da çekinmiyor.. bu çocukların asıl korkusu sizden yana hanımlar.. yani türk kızlarından.. yoksa bi adriana'ya bi heidi'ye bi laetitia'ya hayır diyen yok.. :D




(tabii canım.. size de o kadar makyaj yapsalar, ışık açıları, bilgisayar efektleri derken elbette siz daha güzelsiniz..)






re: simli roman


''Karıma bazı sözler etmişimdir, o da bana bazı paragraflarla cevap vermiştir'' (anonimmiş)




doğada çoğu canlının erkeği dişisine göre daha gösterişli/güzeldir.. aslanın yelesinden tavus kuşunun kuyruğuna, geyiğin boynuzundan horozun ibiğine.. örnekler elbette çoğaltılabilir ama gerek yok.



oysa ki çok az canlının dişisi erkeğine göre daha gösterişli/güzeldir.. bi kaç örnek vermek gerekirse: peygamber devesi, karadul ve insan elbette.. ve fekat şimdi de şöyle dikkat çekici bi ayrıntı gözüme çarpıyor.. bu saydığımız üç canlı arasında ilginç bi ortak nokta var.. bu dişiler erkekleri ile besleniyorlar.. bahsi geçen ilk iki tür cinsel birleşme sonrası erkeğin bedeni ile, sonuncu ise her zaman erkeğin başının eti ile..!!
itirazı olan?? lütfen elinizi vicdanınıza koyun ve dürüstçe cevaplayın hanımlar.. lütfen..!





mi: nik kuş


''Hiç yanıtlayamadığım en büyük soru şu olagelmiştir: "Bir kadın ne ister?" (freud)


insan erkeği, dişisine göre çok daha basit bi canlı.. bakımı daha kolay bi kere.. hatta neredeyse aynı kedi gibi.. şöyle ki; yemini-suyunu ver, tuvalete kum yerine gazete yada dergi felan koy, viyk viyk öten plastik fare yerine televizyon kumandasını ver eline tamam işte.. ortalığı biraz dağıtır arada tüy döker ama hayvan bakıyosun sonuçta söylenme toplayıver.. bitti gitti.. tabii kedinizle sevişmiyosunuzdur diye tahmin ediyorum (aksi yönde şüphelerim olan bi kaç hanım kız tanıdım şu ahir ömrümde ya, neyse) bu insan erkeği ile arada sevişmeniz icap edebilir bakımının bi parçası olarak, ama bakarsınız sizin de hoşunuza gider.. belli mi olur ;)




oysa erkekler kadınları anlama konusunda çok şanssız (kadınların düşüncesine göre: yetersiz) nerde , ne zaman, nasıl davranmamız gerektiğini çözemiyoruz.. iyimser bi yaklaşımla evet hayatı yaşanır kılan eğlenceli bi çekişme bu diyebiliriz.. hadi ordan! bence diyemeyiz.. canım eğlenceli bi çekişme istese barlas-kongar izlerim yeter de artar onun eğlencesi bana..


benim kendi adıma tek istediğim; eğer canınızı sıktıysak, sizi kırdıysak, özetle bi odunluğumuz olduysa; lütfen asla anlamayacağımızı bildiğiniz halde ısrarla, çeşitli alt metinler ve gizli kapaklı işaretlerle bizimle iletişim kurmayın.. (oha! cümle az daha kontrolden çıkıp bi sonraki bloga taşacakmış.. bu ne lan?) derdiniz neyse açıkca söyleyin.. kısa kısa, tane tane.. söz elimizden geleni yapalım yahu o zaman.. yapmayan olursa çağırın beni ben yaparım.. ;)p




fa: laka X yalaka


''nişanlanMA-evlenME-boşanMA'' (kardeşimin medeni hukuk kitabı, ilk üç bölümün adı)



yüzyıllar süren yoğun çabalar sonucu kurulmuş olan erkek egemenliği, bi kaç on yıl içinde helak olmuştur.. babamı ve tüm kuşağını tebrik ederim, ellerinden öperim.. bu gün çorabını salonda çıkaran kocasına kızan kadın ile elli yıl önce kocasının çorabını ayağından çıkarmadığı için azar yiyen kadın arasında ki yedi farkı bulalım mı?? hadi beyler, hepberaber.. şappii..


1) eskiden evin tek hakimi erkek iken, bugün ''eşitlik'' kisvesi altında gizli bir kadın iktidarı söz konusudur..

2)eskiden dört kadına kadar nikahlı eş hakkı olan erkek, bugün youtube'dan victoria secret defilesi izlediği için azar yiyebiliyor..

3) eskiden vurduğu yerde gül bitiren erkek, bugün hakim karşısına çıkabiliyor.. (bu belki bi derece kabul edilebilir)

4)eskiden ''ev işi'' denildiğinde yüzünüze bönbön bakacak olan erkek, bugün buharlı ütüye kaynatılmış-soğutulmuş su koymadığı için şiddete maruz kalabiliyor.. (ütüye takmış durumdayım sanırım)

5)eskiden sadece canı istediği zaman canı nasıl istiyorsa öyle sevişmekte özgür olan erkek, bugün
ön sevişme-g noktası-klitoris-erken boşalma-condom gibi bi dolu gereksiz teferruata dikkat etmek zorunda kalıyor. ve sözüm ona yetersizliği durumunda konu-komşu forumlarından, internet üzerindeki oturumlara kadar çeşitli platformlarda ağızlara sakız olabiliyor..

6)eskiden çocuklarını sadece uykuya yatmalarından sonra -o da eğer isterse- seven erkek, bugün ufaklığı parka götürüyor ve büyüğün veli toplantısına katılıyor..

7)eskiden üç kere boş ol demesi yeterli olan erkek, bugün adliyelerde sürünüyor yine de yaptığı hatadan rahatça ve kazasız, belasız, kayıpsız dönemiyor..


sol: uk borusu!


''modern toplumda evlilik; aldatma ve fuhuş ile desteklenen sahte bir monogamidir.'' (engels)


baklava-börek olsa her gün yenmez yahu.. ne yani hiç mi aldatmayalım?? bunu mu istiyosunuz gerçekten?? ciddi misiniz yahu siz?!!? haydaaaa..!!

sevgili hanımlar, biliyorum ki çok hassas olduğunuz bi konu bu.. elbette haklısınız ama şunu bilmenizi isterim ki (ne yazık ki ;) aldatmayan erkek yoktur, aldatAmayan erkek vardır. (eğer varsa) evet, biz erkekler hepimiz aynıyız ve evet, yine haklısın canım, hepimiz aşağılık yaratıklarız..

sizin anlamadığınız nokta şu: erkek için cinsellik sadece cinsellik demektir.. oysa siz (en son kuşak artık bana göre bile fazlasıyla tabuları yıkmakla meşgul. onları hariç tutalım) duygusal bi alt yapı olmadan sevişilebileceğine inanmıyorsunuz.. hatta, sorun tanımlamalarda kendini gösteriyor zaten.. biz sadece sevgilimizle/eşimizle sevişiriz.. diğerleri ile yaptığımızın adında iki harf farklıdır.. sizin için ise tüm cinsel aktiviteler 'sevişmektir'. çünkü az önce belirttiğim gibi, duygusal bi alt yapıya ihtiyaç duyuyorsunuz bu işi yapmak için.. sevgilinizden/eşinşizden nefret ediyor, gidip hiç tanımadığınız bi adama veriyorsunuz ''selamı, sabahı''.. ama nefrette bi duygudur en nihayetinde..

sonra kafanız karışıyor tabii.. necati bunu size nasıl yapabilir?? ya yapıyor işte bi şekilde, ne yapalım? atalım mı, satalım mı?? ben, olayın boku çıkmadığı sürece hülya avşar/ kaya çilingiroğlu evliliğindeki modeli tavsiye ederim hanımlara.. (adamın soyadı boşuna ''çilingiroğlu'' değil hacı.. açmadığı kilit kalmıyodu az daha memlekette)


la: le devri


''Fon transferi için elektronik bankacılıktan hızlı tek yol vardır ve buna evlilik adı verilir.'' (james holt mCgavran diye birisi)


evliliğin güzel yanları da illaki vardır.. mesela çocuklar.. küçük, şirin, tatlı insancıklar.. yımışacık pembe ayakları, şiş göbekleri ve mis gibi kokan kafaları ile o harika yaratıklar.. mutlaka çevrenizden bi iki yakın arkadaşınızı evlendirin (kurban edin) ve canınız çocuk sevmek istediğinde gidip bi iki saat hevesinizi alın.. sonuç itibari ile amcalık/dayılık yada teyzelik/halalık müesseseleri de ancak evlilik yolu ile oluşturulabiliyor.. bırakınız kardeşleriniz evlenip çoluk çocuğa karışsınlar.. siz bu sene de bekar geziniz, şeker eziniz..


eğer biraz daha yüzeysel düşünürsek evliliğin bir diğer güzel yönü göze çarpar bu sefer.. masrafların bölünmesi.. kira, aidat, elektrik, ısınma gibi giderler yada beyaz eşya taksitleri, kredi ödemeleri gibi masraflar eve giren ikinci bir maaşın yardımıyla canınızı eskiye göre daha az sıkacaktır.. tabii artık evli olduğunuz için daha nezih bir semtte, daha güzel bi daireye taşınmanız icap edeceği için ev masraflarınız otomatik olarak artacak.. durduk yere beyaz eşyayı yenileyecek hatta araba alıp bankadan kredi çekeceksiniz.. üstelik mutfak masrafınız kesinlikle eve giren ikinci maaşın karşılayamayacağı saçma bi oranda artacaktır.. kuş kadar kızlar yemek konusunda çok daha masraflı olurlar.. tercihinizi hafif etine dolgundan yana kullanın..


si: metrik savaş


''evlilik bir savaş alanıdır ve erkekler -kadınların aksine- bu savaşa silahsız yollanmışlardır'' (dizinin birinden bi karakter)


gerçekten severek evlenmiş bi erkek karısı karşısında çok savunmasızdır! zaten geride bıraktığı yıllar içerisinde kadınları anlamaya bi arpa boyu yaklaşamamış erkek (anlasa nikah masasına bi arpa boyu yaklaşmazdı zannımca) şimdi ömrünün sonuna kadar (beklenti bu yönde istatistikler aksini söylese de) tek bi kadını anlamaya çalışmakla ve o kadını memnun etmekle yükümlü..

işte kadın denen güzel olduğu kadar korkunç canlı bu durumun tadını sonuna kadar çıkarmaya kararlı.. erkekten yana olan beklentiler sürekli yükselecek. erkeğin kendisini yeterli hissetmesi engellenecek. böylece adam koşturmaktan boş kalmasın, kafası evinden ve karısından başka yere kaymasın..

olmaz ya hadi diyelim oldu; adam duruma uyandı ve ''la noliy??'' dedi.. kadınların kullanmaktan asla çekinmeyeceği, her zaman ellerinin altında olan gerçekten çok etkili bi silahları var anında devreye sokacakları.. ağlamak..!! ağlama eylemi ''sen artık beni sevmiyorsun!'' , ''allah canımı alsa da kurtulsam!!'' , ''ben annemin evine gidiyorum!!'' gibi vokallerle desteklendiği takdirde erkek zavallısı karşı çıkmaya yeltendiği eylem ne ise onu, koşa uça gerçekleştirecektir.. üstüne üstlük kredi kartına sıkışmış olan bi kaç yüz liralık ayakkabı/çanta parasından da bi anda kurtulduğunu sevinerek farkedecektir.. sonuçta adamcağzın bi tanecik karısı yani.. aaa, olucak o kadar..


do: laş gel, dön gel..


''her erkek bir gün nikah masasına oturacaktır'' (şimdi uydurdum)


sonuçta ilk yazıda da yazdım.. tek bi adamın karşı koyamayacağı kadar büyük bi komplo ile karşı karşıyayız.. ben dahil hepimiz bi şekilde hayatımızın aşkı sandığımız birileri ile karşılaşıcaz.. işte o zaman yapılacak tek bişey var..

derin bi nefes almak, olduğumuz yere çökmek ve biran önce o duygudan kurtulmak için dua etmek.. yırttık yırttık, yırtamazsak yapacak bişey kalmıyor.. ananızı, babanızı, çiçeğinizi, çuklatanızı alırsınız. allahın emrini, peygamberin kavlini unutmazsınız. tuzlu kahvenizi içersiniz. yeni bi hayata yelken açarsınız.. ama o açtığınız yelkenin direği var ya ........

benim naçizane fikrim aşk değil de mantık evliliği yapmak yönünde.. nasılsa aşk bi şekilde bitiyor ama mantık kalıcı.. yani çift olarak askere yazılacak değiliz ya..


hepiciğinizin karaciğerinden öperim :D alkolsüz on gün oldu. ciğerim dile geldi, size de bi dil yolladı vallahi :D

6 yorum:

  1. okurken,çok eğlendim,düşündüm,hak verdim,kızdım ama sonuç itibariyle sabahın bu saatinde bana kahkahalar attıran bu yazını çooookkk beğendim...alkol yoksunu ciğerine sağlık...:))

    YanıtlaSil
  2. teşekkür ederim leziz hemera.. si yu suun.. ;)

    YanıtlaSil
  3. saolunus aziz vader ;)sizleri aramızda görmekten keyif alıyoruz :)p

    YanıtlaSil
  4. iyide neden bile bile lades diyoruz bunu da ayrı bir başlık altında yazmanızı bekliyorum sayın norin.

    YanıtlaSil
  5. o kadar bilsem burda bedavadan yayınlamam.. kitabını yazarım para basarım..

    YanıtlaSil