6 Ağustos 2010 Cuma

sıçarım ben bu akşam (finalli)




özet: ne özeti len.. iki tıklayın aşağıya bakın unuttuysanız




tavuk dönercinin yakınındaki bi rock bara giren dört kişilik yeni arkadaş grubundaki hissiyat temelde ikiye ayrılıyordu.. kızlar ''uff nerden bulaştık bu çocuklara.. satamadık da.. ayıp olmasın birer bira içelim kaçalım '' şeklinde düşünürken, grubun erkek elemanları ise çok daha sade bir duygu durum içindeydiler :''meme, popo ,bacak, kuku.. mutluyuz mutluuu''




o zamanlar henüz türkiyenin güzel zamanlarıydı, kapalısı açığı farketmez heryerde sigara içilebilirdi.. canlı müzik dinlemek için üst kattaki kapalı yere çıkardılar kızları..


yemişim canlı müziği , amaç gürültüden faydalanarak kızlarla konuşmak için kızlara sokulmaya bahane olsun.. ufak tefek fiziksel temaslar felan derken ne olacağı belli mi olur?? gerçekten de belli olmuyormuş.. daha birinci biralar bitmeden kızlar ''vay efendim burası çok gürültülü, yok efendim burası çok havasız'' diye mızıldanmaya başladılar.. şimdi bişey derdim de neyse!! ya rock bara gidelim dediniz geldik ne bekliyodunuz ki?? (diyeceğimi dedim bu arada, parantezden önceki cümleyi sesli okuyun, ilk kelime ;) )


neyse ki kızların kaçma çabaları bi şekilde savuşturuldu. mekanın bahçesi kızların mızıldanmasını engelleyecek donanımdaydı.. (bilenler için : kaleiçi/the bar) hatta bahçedeki langırt masası hoş bir süpriz olmuş, gençler oyun oynayarak kaynaşmayı başarmışlardı.. Werel ile Gibbor'un keyfi yavaştan yerine gelmekteydi.. umutları son sürat yeşeriyordu.. yoksa, yoksa, yoksa bu sefer vuslata erecekler miydi?? başarı gerçekten bu kadar yakın mıydı?? allahım sen bu gariban çocukların akıllarına mukayet ol..


plan gerçekten başarıya ulaşabilirdi ama oğlanların kızlarla ilgili planları varsa hayatın da oğlanlarla ilgili planları vardı.. hesaplamadıkları bazı etkenler devreye giriyordu.. birincisi aylardır ağzına içki-sigara koymayan Gibbor ikinci uzun malbuş paketini yarılamak üzereydi ve içtiği biralar afrikalı bir ailenin yıllık kalori tüketimine yaklaşmıştı.. ikincisi ise Werel'in kız kardeşi Azula idi.. Azula başka bir mekanda arkadaşlarıyla (makul sayıda) birasını içmiş eve dönmeden ''bi ihtimal biraz daha takılırım hatta taksiyi de beleşe getiririm'' diye düşünmüş ve abisini aramıştı.. kafası yavaştan güzelleşen Werel büyük bir hata yapıp ''gel iki gözüm'' demişti..


Azula, bir kaç ay öncesine kadar yurt dışındaydı ve yabancı dili çocuklarınkinden çok daha iyiydi.. gelir gelmez kızlarla kaynaştı ve tabii ki kızlar Azula'nın yabancı dilini çocukların vucut diline tercih ettiler. ama bu bile onların kurtuluşu olamadı..
bu sefer aldığı alkolden ingilizcesi ''van tu tiri forroo'' seviyesine düşmüş olan Gibbor'um benim datlum; Azula'yı kendine tercüman olarak tuttu ve 'seven kalpler hassas olur ulan' yada 'aşk engel tanımaz be kadın' gibi cümleleri zavallı kızlara çevirmesini istedi.. haliyle iki kafadardan çok daha ayık olan Azula böyle bir densizlik yapmaya yanaşmayınca bu sefer Gibbor kendisi çevirmeye çalıştı söylediklerini..
gözünüzün önüne getirmeye çalışın lütfen; iki metreye yakın bi adam oturduğu yerde bile dik duramıyor ve sağa sola sallanıyor üstelik bağıra bağıra ''loving hearts are.. hassas neydi lan?'' veya '' love is.. yok is değil cant.. cant değil mi? ne diycem lan?? Azula şunu bi söyle bak başka şey söyleme hadi hadi hadi!!'' diye yırtınıyor.. hayır işin garibi kızlar Gibbor'un bu durumunu hiç yadırgamayarak Azula ile sohbet ediyorlar ve arada Gibbor ile Werel'e dönüp ''he gülüm, he canım'' tadında şeyler söylüyorlar.. hatta bi ara bokunu çıkarıp Werel'e döndüler ve ''Azula kalsın siz gidin'' bile dediler.. gerçi şaka yapmışlardı sanırım ama Werel yine de Azula'nın ortama gereğinden fazla hakim olmasına bozuldu ve ani bi manevrayla Azula'yı ortamdan uzaklaştırdı.. (''al çocuğum şu parayı bin taksiye doooru evine.. yürü git akşam akşam sinirimi bozma benim.. ben elaleme Werel kardeşine kaptırmış kızları dedirtmem üülleeennn'')
Azula'nın ortamdan kaybolması ile keyifleri yine kaçan kızlar ''kalkalım artık evden beklerler'' dedilerse de Werel ile Gibbor son bi umutla ''bi de karşıda ki mekana bakalım, oranın manzarası müthiştir'' diyerek kızları kandırmaya çalıştılar.. vallahi kızlar insan çıktılar ''tamam madem istiyosunuz bi bakalım bakalım'' dediler.
yeni mekana geçildi (bilenler için: kaleiçi/şimdiki retro) ama gidişat pek parlak değildi.. saat gecenin biri ortam artık yavaştan boşalmış (ortam bizim gençlerden şanslı vesselam) zaten çocukların da aklı boşalmış bide aniden o kadar sigara ve alkole yüklenen Gibbor'un bağırsakları boşalıyo düzenli olarak başka bi boşalma söz konusu değil ne yazık ki..
Gibbor her beş dakikada bir tuvalete gidip geliyor masada oturduğu kısıtlı zamanda artık ingilizcesi iyice bittiği için Werel'den kızları ertesi gün için denize çağırmasını istiyor. neymiş efendim kızları birde bikinili görelimmiş.. ulan hamama götürüp bakaydık eski usul istersen??
kızlarsa denize gelmekten ısrarla kaçınıyor ama eğer çocuklar isterlerse ertesi gün Amtalya'nın meşhur müzesini beraber gezebilceklerini söylüyorlar.. ve fekat Gibbor'un artık aklı da yavaş yavaş tükenmeye yaklaştığı için ısrarla deniz diyor bikini diyor başka da bir şey demiyor.. Werel'de arkadaşını kırmamak adına kızların aslında gayet makul olan teklifini reddediyor ve deniz'e gidelim canım Fakdeniz'de dünyaca ünlüdür diyor.. Gibbor tuvalete gidiyor Werel deniz diyor kızlar müze diyor Gibbor tuvaletten geliyor hayır deniz diyor gibbor tuvalete gidiyor Werel deniz diyor kızlar müze diyor Gibbor tuvaletten geliyor ve aynı döngü uzun bi süre tekrarlanıyor..
en sonunda kızlardan biri patlıyor ve ''ne denizi arkadaş! kanamam var adetliyim! girmiyorum denize menize!! alla allaaa!!! geliyosanız gidelim müzeye..'' (what sea friend! ı have bleeding ı have tradition! ı dont enter sea mea!! god goodd!!! if you are coming lets go to the museum.. kızlarında artık ingilizcesi yavaştan bitiyordu heralde buralar benim içinde biraz bulanık)
bulanıklık içerisinde hatırladığım kadarıyla olaylar bundan sonra şu şekilde gelişti: kızları yatağa atma umudunu saatler önce kaybetmiş olan Gibbor denizde bikinili görme planı da iptal olunca azıcık kalmış aklınıda kaybetti ve koşarak tuvalete gitti, döndü masaya oturdu ve bağırdı:
'' I AM SHİTTİNG! I AM SHİTTİNG!'' sonra da dev bir kahkaha attı.. hemen ardından masadaki diğer üç kişi birbirine bakarken masadan koşarak uzaklaştı beş dakika sonra geri geldi ve yine bağırdı yine bağırdı.. artık tüm umutlarını kaybetmiş olan koca adam masadaki herkese ishal olduğunu belli etmek istiyordu ve bunu çok eğlenceli bulduğu ortadaydı.. ne yazık ki bu marjinal eğlence de kızları tavlamalarına yeterli olmadı ama çocuklar gerçekten eğlenmişlerdi.. ve amaç aslında sadece bu değil midir?? değildir tabii ama neyse bu da bi şeydir sonuçta :D
hepinize en münasip yerlerinizden öpücükler konduruyor ve sıçarım ben bu akşam dizisinin başka hikayelerle devam edebileceğini belirtiyorum..
evet leziz okuyucularım eğer siz de yeterince yaramaz kızlar olursanız belki birgün Werel ile Gibbor'u görebilirsiniz ;)
(resim Gibbor'un o geceki mamulleridir.. fotoraflamayı başarmış o kafayla ;)p

2 yorum:

  1. olm züper len! o gibbor zaten lütfen ağzıynan içmesin, öbürsü daha sevimli oluyi. azula'ya çevirtmeye çalıştıı şeylerden biri de, "önceden yediğin hurmalar, sabah kıçını tırmalar"dı. kayıtlara geçsin lütfen!

    YanıtlaSil
  2. hahahahahaha ben onu unutmuşum :D
    bence de en tatlısı keyfi yerinde bi sarhoştur zaten :D

    YanıtlaSil