27 Ekim 2010 Çarşamba

artık siz de herkes gibisiniz!!

(resim: mutluluklarına rahmet okuyan yeni evli çiftler)

meyabalaaaarrrr.. (kabak koyundaki popülasyon sulu-kuru takılmanın verdiği kafa gevşekliği ile her karşılaştıkları insanla böyle yavşak bi şekilde selamlaşıyor.. sinir bozucu ama insanın ağzına dolanıyor.. bu daha sinir bozucu..)


beni özlediniz mi?? ben sizi hiç özlemedim.. kaç saattir bi arayıp sormadınız bile.. ben sanki burda sadece kendim için yazıyorum.. hehehe..


size salak sevgili tribi yaptım cancaazlarım, şakacıktan.. yoksa hiç özlemez miyim?? aaaa.. içim eziliyo sizsiz geçen her dakika.. ('sizsiz' ne güzel kelimeymiş..bir diğer güzel kelime de 'trampa' sık sık kullanmak lazım bence.. bi diğer şen kelime ise 'buldumcuk' az sonra cümle içinde kullanıcam bakın ne kadar neşeli olucak..))


peki neden size salak sevgili tribi yaptım?? çünkü yazıya girmek için en uygun yol bu gibi geldi.. neyse artık girdiğime göre başka hiç bişeyin önemi yok.. klasik erkek kafası işte n'aparsın!?


az önce mecburen aynı ortamda olduğum bi arkadaşın 'yesyeni' sevgilisi ile konuşmasına kulak misafiri olmak zorunda kaldım.. zorunda kaldım çünkü ben bilgisayar başındaydım ve kalkıp içeri gitmeye üşendim.. zaten içeri gidecek birisi varsa o ben değildim..


ama arkadaş, ilişkilerini dünyanın merkezi sanan tüm aptal çiftlerde gözlendiği üzere; yanımda telefonla konuşmasının (tam 54 dk), mutlaka 'ş' içeren saçma sevgi sözcükleri ile (ciciŞim, bebiŞim, minnoŞum, tatlıŞım vs. vs.) beynimi iğdiŞ etmesinin, bilmeden yapıyormuş gibi yanımda kendi cinsel performansını övmesinin (örn: "dün geceki gibi mi?" uzun bi es, ardından hafif bi kıkırdama.. "yok normalde o kadar çalışkan değilimdir" gibi bişey söyleyip farkında olmadan dilini ağzının sol yanından sarkıtma.. çapkın bi kıkırdama ve "tamam tamam.. ben oraya gelince devam ederiz 'O' konuya"..!! diyerek beni salak yerine koyma), ve sevgilisinin beni hiç ilgilendirmeyen dertleri ile (final tarihi, terkedilen kuziŞi, annesinin önemsiz hastalığı, kardeşinin sorumsuzluğu vs. vs. ) beni bilgilendirmesinin gayet normal olduğunu düşünüyordu.. hatta belki bunları benim açımdan zaruri bile görüyor olabilirdi.. (gülriz zaruri )



yeni bir düzenli ilişkiye başlayan insanların mantık döngüsünde bi yalpalama oluyor.. öncelik daima onların ilişkilerinde gibi bi batıl inanca kapılıyorlar.. ("düzenli ilişki"yi genel halk algısındaki anlamıyla kullandım.. yoksa bir 'düzen' illa ki var her ilişkide.. mecazen de olabilir bu fiilen de.. yada ikisi birlikte aynı bünyede..)


bu mantık yalpalamasının daha travmatik hali şehir kökenli, bol tahsilli çiftlerin çocuk sahibi olması ile ortaya çıkar ama o konuya hiç girmek bile istemiyorum.. çocukları çok severim ama 'buldumcuk' ana babalara gelemiyorum.. (anababalara gelmek istemiyorum sayın okuyucu..)



bazılarınızın düşündüğünün aksine ilişki düşmanı bi adam değilim.. benim de "düzenli" ilişkim oldu bi iki kere.. tekrar böyle bişey düşünür müyüm peki?? uygun bi kadın bulursam neden olmasın?? (uygun kadın ölü kadındır.. nekrofili forever :D ) ilişki dediğin beni rahatsız etmiyo, neden etsin ki?? bana ne milletin aşkından, hayatından.. ama azcık akıllı olsunlar yahu..


her yerde sürekli birbirinin ağzına düşen çiftler bende gaz yapıyor.. her daim, bala batırılıp çıkarılmış sonrada pamuk şeker tarlasında yuvarlanmış kadar "şekeeeyyyy" çiftler içimdeki Son Mohikan'ın kafa derisi yüzme arzularını tetikliyor!! ama buna ne kadar sinir olsam da yapacak bişey yok.. herkesin hayatı kendisine.. (az önceki arkadaşın kafa derisinin hala yerinde olmasının tek sebebi o çocuğa kelliğin daha çok yakışacağını düşünmemdir.. adama hiç bi şekilde hayrım dokunsun istemedim..)



yapabileceğim tek şey burdan üfürmek işte.. ben de bari bunu yapayım da bi nebze olsun rahatlayayım.. (klavye parmaklayarak mastürbasyon) ilişki dediğin iki kişinin tek bi hayatı yaşaması mıdır?? bence hayır.. erkek ve kadın daha düne kadar apayrı dünyalarında yaşarken bi anda herşeyi iç içe sokmaya çalışıyolar.. oluyo mu?? olmuyo!!


neden olmuyo pekii?? hiç üşenmem ve sadece siz NoriN'e Öptürenler Klübü'nün (N.Ö.K. :) müstesna üyeleri için oturur yazarım..


tanıştınız, anlaştınız ve seviştiniz (birbirinizi sevdiniz yani..).. hadi dediniz sevgili olalım.. tamam o da oldu.. ilk bi kaç ay pek sorun çıkmaz genelde.. yumuşak geçiş dönemi ne de olsa.. O ne yapsa sana batmaz, sen ne yapsan ona batmaz.. tatlı gelir size minişinizin yada bebişinizin (yada hangi 'Ş' içeren kelimeyi kullanmayı tercih ediyosanız onun) yaptığı herşey..

neden sonra yavaş yavaş bi bayma evresi başalar illa ki.. çünkü sevgiliniz de insandır ve bugüne kadar getirdiği bazı alışkanlıkları vardır.. e haliyle bu alışkanlıklar sizinkilerden farklıdır genelde.. örneğin siz işedikten sonra klozetin kapağını kapamaya hatta sifonu çekmeye üşeniyo olabilirsiniz, kaldı ki lavabodan kıllarınızı temizlemek.. oysa hanımefendi banyoya doldurduğu minik kokulu sabunların sizin pis elleriniz tarafından dokulmasına bile tahammül gösteremeyecek kadar titiz olabilir..

siz hazırladığınız dandik bi sandviçle akşam yemeğini tv karşısında geçiştirmeye alışmışsınızdır ve hatta bundan gerçekten zevk alıyo olabilirsiniz.. ama minik kuşunuz illaki içinde et olmayan sulu yemek istiyo olabilir menüde sağlıklı beslenmek adına ve yanına salata şart elbette..

hadi bunlar bi şekilde aşılacak illaki (eğer aşmaya niyetiniz varsa).. peki ya sevgilinizin sorunları ne olacak?? sizin zaten bi dolu derdiniz varken, başınızı kaşımaya vaktiniz yokken karşınızdaki kişinin kavga ettiği kankasından kaldığı derse, annesinin mide yanmasından sokağındaki pireli yavru kediye bi dolu yeni dert edinmenizi nasıl hazmedeceksiniz??

üstelik 'O' size neredeyse hiç anlayış göstermeyecek ve zaman ayırmayacak bile.. siz en yakın arkadaşınızla kavga edip küstüğünüzde yada tek bi ders yüzünden okulunuzu bi yıl daha uzattığınızda yanınızda olmaktan sıkılacak.. annenizin ülseri yüzünden tüm gününüzü hastanelerde geçirmek zorunda kaldığınızda yada hergün yiyecek bişeyler verdiğiniz mahallenin kedisini araba ezdiğinde sizinle telefonda on beş dakika kadar konuşup size moral vermeye üşenecek..

çünkü insanoğlu bencildir.. hastaneye giden sizin annenizse kesin ülseri vardır, sevgilinizin annesi ise altı üstü midesi yanıyordur.. bu yüzden iki ayrı dünyayı tek elde toplamaya çalışmak yıpratıcı bi çabadır ve (bence) kesinlikle beyhudedir.. ne kadar uğraşırsanız uğraşın!!

eninde sonıunda canımlar gelir cicimler gider.. kuşucuklarınız uzaklara uçar ve bebişleriniz hüngür hüngür ağlar!! sonuçta hepimizin amacı aynı.. daha iyi bi yaşam sürmek..

sevgili edinmenin temelinde de bu düşünce yatar.. arada dertlerimizi paylaşabileceğimiz, arada eğlenceli zaman geçirebileceğimiz birisini bulmak.. ama dengeyi iyi sağlamalısınız.. aynı tahterevalli gibi.. biriniz fazla ağır basarsa diğeri hep havada kalır..

işte bu yüzden karşımızdakine verdiğimiz yük kadarını ondan almalı, O nu boğduğumuz kadar O na suni teneffüs yapmalıyız ;)

ve lütfen sanki dünyadaki en mükemmel insan bizim sevgilimizmiş, en harika ilişki bizim ilişkimizmiş gibi davranmayalım.. sonuçta ortada ufak tefek farkları olan ve belli bi şablona göre yaşanan bi dolu birliktelik var.. ve emin olun sizinki de sadece onlardan biri..

5 yorum:

  1. hayatının aşkını bulduğun gün karşında hain kahkahalar atıcam hatta düğünün için daha da hain planlarım var nıhahahahhaa!

    YanıtlaSil
  2. bence evlilik taraftarı bi yazı olmuş.ne dersen de...

    YanıtlaSil
  3. @fashionkido: emin ol benim planların kadar hain olamazlar

    YanıtlaSil
  4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  5. @ozan: evlilik karşıtı birisi değilim ki.. (kimseye çaktırma ama evleneli üç ay oldu) tek derdim karımın bu blogu keşfedecek olması.. işte böyle ilişki olmaz olsun

    YanıtlaSil