(çok bilinen bi film olmıyabilir. bu yüzden orjinal adını da vereyim ki izlemek isteyen bi baksın: başkalarının hayatları)
bu geceki yazıma düşük promille (henüz) başlıyorum. bu sebepten daha ılımlı olacağımı düşünüyorum.
aslında yazıya -konuşmaya- örnekle başlanmaz. önce diyeceğini dersin sonra anlattığın konuyu pekiştirmek için örnek verirsin. ama ben tersten gitmeyi severim ve önce bi örnek verip sonra konuyu enine boyuna elime alıcam. (enine boyuna eline almak derken?)
öğrencilik yıllarımın sonuna doğru bi zamanda adli-tıp dersi alıyorken başımdan geçen bi hikayeyi sizinle paylaşmak isterim aziz ve bazıları leziz okuyucularım (bayanlar kendilerine göz kırpılmış farzetsinler. 48 sen hariç :)
öğrenciliğimin son yıllarında bi kaç stajdan kaldığım için dönem arkadaşlarımı kaçırmış ve dersleri benden bi iki yıl sonra üniversiteye giren bir takım yabancılarla alıyordum. adli-tıp stajında yaklaşık 60 kişi varsak sadece üç bilemedin dördünü tanıyordum.
neyse efenim, bi gün derse biraz geç kalmamdan mütevellit (sabaha kadar içtiğim için uyanamadığım iftiradır:) sınıfa girer girmez ilk bulduğum yere yani en öne oturdum. dersin konusu taciz-tecavüzmüş ve dersi bölümün en matrak hocalarından biri (zaten genel olarak adli-tıp hocaları matraktır. hayatları adli-tıbbi olaylarla geçiyor. ya intihar ederler yada matrak adamlar olup çıkarlar) anlatıyordu.
ders biraz ilerledikten sonra hocu bize bi soru sorma gereği hissetti. daha doğrusu tüm sınıfa değil de sadece erkeklere. (bu arada ilginç bi şekilde o stajda 60 kişi arasında sadece on kadar kız vardı) soru çoğu erkeğin çok aşina olduğu, hayatında bi kaç kez üzerinde düşündüğü (bi erkek bi konu üzerinde iki kereden fazla düşünüyorsa o konuya gerçekten önem veriyordur), içkili ortamlarda arkadaşlarıyla hareretli bi şekilde tartıştığı bi konu üzerineydi ve aynen şöyleydi.
'arkadaşlar aranızdan kaçı evleneceği kızın bakire olmasına önem vermiyor? lütfen ellerinizi kaldırabilir misiniz?'
ben otomatik olarak elimi kaldırdım. (biri lütfen elini kaldır derse düşünmem kaldırırım arkadaş. iyi ki adam akşam kim benim eve gelir diye sormamış soruyu :) hocu bi iki saniye sınıfı süzdükten sonra bi tespitte bulundu. 'iyi bari. geçen grubun tam iki katı' o saniyeye kadar elim havada öünme bakıyodum ama bu lafın üstüne birden meraklandım ve hızla arkama dönüp sınıfı taradım ama eller çoktan inmiş olacak ki kimseyi göremedim. neyse ki imdadıma hocu (ho satan insan) yetişti ve merakımı tatmin etti. 'sen dahil iki kişi.'
buna inanabiliyor musunuz arkadaşlar?!? sınıfta 60 kişiyiz. 10 kızı düş 50 herif. bunların hepsi en az altı yıldır izmir''de ve bittabii tıp fakültesinde. azcık bile olsa modern bi bakış bekliyor insan değil mi?? şükürler olsun (hakan ve gökhan kardeşler değil bahsi geçen) hocucuğum bu geri kafalılara hakettikleri şekilde ağızlarının payını verdi.
'gençler. hepiniz her fırsatta barlarda-cafelerde sürtüyorsunuz ve kız peşinde koşuyorsunuz. ama hiç biriniz tanıştığınız kızlarla evlenmek için tanışmıyorsunuz. amacınız belli. sizi üzmek yada hayallerinizi yıkmak gibi olmasın ama herkese hem evlenecek bi adet bakire kız kalsın hemde herkes çapkınlığa çıktığında yatacak bi kız bulsun mümkün değil. en azından sayısal olarak'
evet , ancak bu uzun girizgahtan sonra konuya girebiliyorum. kusuruma çok bakmayın gözleriniz bozulur.
hepimiz bi zamanlar birilerinin 'hayatıyken' şimdi 'bayatıyız'..! işte tam da busebeptendir ki, bulacağımız her yeni sevgili de birilerinin (en iyimser ihtimalle birisinin) 'bayatı'..
her ne kadar ilk yazımda kadın milletine elimden geldiğince giydireceğimi (mecazi anlamda. yoksa reelde tam tersi tercihimdir) açık açık belirtmiş olsam da bu seferlik hemcinslerimi hatalı gördüğümü belirtmekte beis görmüyorum.
adam hayatının aşkını bulmuştur. kız güzeldir, hoş sohbettir, uyumludur ve hatta zengindir bile belki :D ama daha önce (haliyle) bi kaç sevgilisi olmuştur. ve (yine haliyle) sevgilim dediği önceki çocuklarla yatmıştır. aha buyrun efendim buyrun lütfen burdan yakın. zavallı geri zekalı erkeğin artık çok büyük bi sorunu vardır. korkunç bir ikilem.. hayatının kadını ile toplasan 50 ile yüz santim arası kalıcak uzunluktaki üç beş penis arasında bi tercih yapması gerekiyordur artık. yahu kız eğer cüce değilse en azından 15o cm vardır ki bu durumda bile adamın ne tarafa meyletmesi gerektiği çok açıktır.(uzunu seç:) aaaaaaa.. konuya açıklık getirecek formülü buldum lan.. eğer kızın adamla olan ilişkisinden önce kayda geçirdiği küskülerin toplam uzunluğu kızın boyunu geçiyorsa adam haklı kardeşim.. adamın boyunu geçiyorsa zaten girmesin o suya demek ki boy değil :D
lakin biz erkekler bu konuya çok takılırız gerçekten. zira 'önemli olan boyu değil işlevidir' mottosu kadınlar için belki doğrudur ama erkekler için yüzde yüz hatalıdır. erkeği tatmin eden şey penistir. daha doğrusu boyu. bu sebepten erkekler sürekli bi kıyas içindedirler kendi aralarında. ve bu kıyaslanma durumu bilinç altına öyle bi yerleşmiştir ki beraber olduğu kadın tarafından da kıyaslanmaya tabii tutulacak olmak fobi halini alır. işte namus cinayeti de bu yüzden işlenir, bakire kızla evlenme arzusu da burdan gelir.
burda tabii doğanın kadınlara attığı bi kazık var. kızlık zarı.. tıbben neredeyse en işlevsiz insan organı. ama var. bu durumda bizimkine benzeyen kültürlerin kadınları ne yapmak zorunda kalıyor? mavi sakaldan hepimize gelsiiinnnnnn : iki yol var aslında..
e be adam! mutlu musun şimdi?? kız sana sağlam! geldi.. sırf senin ve senin gibilerin baskıları yüzünden kızlar hepimizi aptal yerine koyuyor. hatta o aptal yerine konan adam bile denk gelmiştir kesin 'evlenmeden öyle olmaz böyle olur' diyen bi kıza. ama aptal olduğumuz için biz erkekler sadece gördüğümüze inanırız bu konularda ve bizi yemesi kolaydır kadınların.
ya biz erkeklerde benzeri bi durum olsaydı? kızlık zarı gibi bişey.. mesela 'erkeklik tıpası'.. o zaman n'apardık acaba?? diyelim ki şarap mantarı benzeri bi nane var tam sevgili oyuncağımızın ucunda ve mastürbasyon hariç ilk birleşmede gidiyor.. (ilk olarak, eğer öyle bişey olsaydı biz zavallı kendini kanıtlama delisi erkek milleti 'tıpa'sını kaybeder kaybetmez arkadaşlarına gösterirdi tıpasız halini ama olayın bu boyutu ayrı..) eğer erkekler de kızlarla aynı koşullarda olsaydı emin olun cinsellik tabu olmaktan çıkardı.. aynı şartlar altında yarışan erkekler kendini tutamayacağı için kadınları da -en azından kısmen- daha serbest bırakırlardı.
neyse ne sevgili ve sabırlı okuyucu.. konuyu artıık bağlayayım bence. sözümün özü şudur: keşke bi 'erkeklik tıpası' olsaydı.. arkadaşlarıma acayip hava yapardım yıllar önce :D
İnce konulara kütük yaklaşımlar.
YanıtlaSil1) abi kız değilse hayatta evlenmem.
2) kızsa hayatta evlenmem.
3) Her olaya ve olayın akışına göre değerlendiririm.
işte 3. nün hastasıyım. fakat hangisini uygularım diye sorarsan, itiraf etmekten çok memnun olmasamda sanırım 1 üstelik bunun bencillik ve hatta iki yüzlülük olduğunu bilsem bile. Fakat her düşüncenin altında bir gerçek yatıyor. Her ne kadar da özgürüz ve kendi kararlarımızı kendimiz veriyoruz desek de, insan olarak dünyaya geldiğimiz ortamda belirgin bir alt yapı alıyoruz annemizden babamızdan ve çevremizdeki insanlardan. Sonuç olarak özgürlüğümüz bile aslında çevremizdeki insanların küçükken bizi nasıl ve nereye yönlendirdikleri ile sınırlı. (cümle biraz bozuk ama bence anlatmak istediğimi anlatıyor.)
Düşüncelerimiz sonsuz büyüklükte fakat dürtülerimiz bizi bi kap içinde tutuyor. Sonuç olarak herkes kendi düşüncesinde ve uygulamasında özgürdür ama bazı şeylerde, düşünceler hisler de değişmiyor kolay kolay.... Bide bu perspektifden bakmalısın...
En kendini vererek ben okudum bu bloğu! Başkasının bayatıyım, ama bir gün bu mahalle baskılarını aşmış, kendini aşmış bir erkeğin Hayatı olacağıma inanıyorum..Bu umutla yaşıyorum..:P
YanıtlaSilkesinlikle sinead'a katılıyorum. (gerçekten en kendini vererek O okudu. edit bile etti beni hatta :) ve aynı dileklerini içtenlikle paylaşıyorum canım (olmadı arkadaşlarınla yaşlanırsın. ben öyle olacağını düşünüyorum kendi adıma)
YanıtlaSil