28 Eylül 2010 Salı

so(ru)nsuz gece..


(resim: gece hayatı yazın google'a bu çıkıyo)


sevgili leziz okuyucularım ve elbetteki siz sayın baylar yani aziz okuyucularım.. Gün içinde iş-okul felan derken epey bunalıyorsunuz değil mi?? Bütün hafta erken kalk, akşama kadar koşturdur, bir dolu lüzumsuz insanın kaprisini çek.. Ne için?? Üç kuruş para kazanmak için.. Pekii, haftasonu geldiğinde dışarı çıkıp eğlenemeyeceksek, yılda bir iki haftacık tatile gidemeyeceksek o parayı neden kazanıyoruz sorarım size?? Yaşamak için çalışmak lazım evet, ama çalışmak için yaşamaya hayır!! Haftada bir iki akşam yanıma yakın bir arkadaşımı alırım gecelere akarım..


Pekii, insanoğlu neden geceye akar?? Hadi önce bunu kısaca inceleyelim.. Gündüz bizim değildir de o yüzden.. Gündüz toplumundur.. Gündüz düzenin, sistemin ve kurallarındır.. Gece ise bireye aittir.. Gece özgürdür.. Gece bizimdir.. Gece herkesin içindeki deli dışarı çıkabilecek bir boşluk yakalar.. Çalışmasanız ve sadece para yiyor olsanız bile gündüz topluma uyarsınız, gece ise toplum ya size uyacaktır yada size uyan toplumu siz bulursunuz zaten..


Dışarı neden çıkıyoruz?? Evde otursak ya dostlarımızla, olmuyor mu öyle?? Neden marketten alabileceğimiz biraya en ucuz yerde bile iki katı para ödüyoruz göz göre göre?? Yerimizden kalkıp buzdolabina gitmek çok mu zor?? Yada mekanlarda başka bir yerde asla dinleyemeceğimiz parçalar mı çalınıyor?? Yoksa barlardaki sandalyeler evlerimizdeki koltuklardan çok daha rahat mı?? Hayır, hayır ve hayır.. Ama evde bulamayacağımız bir şeyi sunar barlar bize..


Yeni insanlar tanıma fırsatı.. Mesela bu kulunuz sık sık görüştüğü pek çok insanla ülkenin dört bir yanındaki farklı mekanlarda tanıştı..Olayın bir diğer pozitif boyutu ise elbette ki karşı cinsle yakınlaşma şansı elde etmenizdir.. Örneğin NoriN ,eski sevgililerinden birisiyle ilişkisine, hatun kişinin çok içtiği bir akşam bar çıkışı ayakabılarına kusmasıyla başlamıştır.. Tabii ki bu bayanlar için tavsiye edilen bir yakınlaşma yöntemi değildir.. Aman diyeyim..


İyi o zaman, madem konu barlarda yakınlaşmaya geldi, ben azizlerime bir kaç tavsiyede bulunayım haddim olmayarak.. Maksat ortam şenlensin yahu.. Zaten hanımların işi kısmen daha kolay.. Benim üç kuruşluk tavsiyelerime ihtiyaçları yoktur elbette..


Arkadaşlar, dışarıda beğendiğimiz bir karşı cinsi etkilemekle özel bir şirkette işe girmek arasında temelde hiç bir fark yok..Nasıl mı?? Hay hay, hemen açıklayayım..


Birincisi prezantbl olmalısınız.. Yani iyi kötü elinize yüzünüze bakılması lazım.. Yoksa şansınız biraz azalır.. Tek bir fark var hepimizin avantajına olan, o da iş görüşmesinde müstakbel patronumuza votkayı, tekilayı dayamak suretiyle algısını bozamayız.. Ama gece hayatında bu metoda sıkça başvurulur.. Ne de olsa "aşkta ve sevişte her şey mübahtır"


İkincisi öyle her şirkete başvurulmaz.. Boş yere moralinizi bozmuş olursunuz.. Eleman açığı olan bir şirkete başvurmalısınız.. Tabii bazı elemanlar o kadar kalifiyedir ki hiç düşünmeden istediği yerde iş bulabilir.. Sözüm onlara değil.. (Zaten kendi kendine konuşana deli derler..) Diğer herkes kalibresine ve profesyonel meziyetlerine uygun yerlerde, uygun pozisyonlara başvurmalıdır..


Üç numara olarak yabancı dil biliyor olmanız sizi muhtemel rakipleriniz arasında bir adım öne çıkaracaktır.. Sohbet esnasında film, kitap, yönetmen, yazar vs. vs. isimlerini doğru telaffuz edemezseniz masaya buyur edildiğiniz hızla yolcu edilirsiniz.. En azından "Tim Börtın"ı doğru telaffuz edin..


Madde dört ise kesinlikle seyahat engelinizin olmamasıdır.. Gecenin nerede biteceği belli olur mu hiç?? Yani, iş seyahatine çıkarken "Annem izin vermiyor!" diyebilir misiniz patronunuza??


Beş numara ise benzer olmaktan öte nerdeyse tıpatıp aynıdır.. İş başvurularında ehliyetinizin olup olmadığı şirket için önemlidir.. Eş başvurusunda ise ehliyet sorgulanmaz ama altınızda bir arabanın olmasının getirileri büyük olur.. Getiri derken "götürü" anlamında..


Mülakatlarda çok sıkça sorulan bir diğer soru da o şirkete neden başvurduğunuzdur..Altı numaraya da bu madde gelir oturur elbette.. Özellikle mülakatı yapan hanım kızımız bu konuda illa ki tatmin edici cevaplar almak isteyecektir.. İş başvurusunda amacımız aslında sadece para kazanmaktır ama bunun dışında ne kadar yalan varsa sıralarız karşımızdaki kişiye.. yok "Şirketin sektördeki yeri", yok "Kariyerimiz açısından çok büyük bir fırsat olduğu" gibi gibi.. Siz de gerçek amacınız dışında ne varsa söyleyin.. Sakın çok klişe diye çekinmeyin.. Bir şey klişe olduysa boşuna olmamıştır.. Demek ki işe yarıyordur.. Misal: "Gözlerin çok güzel" demekten çekinmeyin.. (Bunu derken biraz olsun iradenize hakim olup bakışlarınızı göğüs bölgesinden gözlere çekebilirseniz daha başarılı olacağınız kesin..)


Yedinci sırada gelecekten beklentilerinizin kıyaslanması vardır.. Klasik sorudur, "Kendinizi beş yıl sonra nerde görüyorsunuz?" Ortamda tanıştığınız kişi ilk etapta buna çok takılmıyor gibi görünebilir.. Sakın aldanmayın!! İstikrar her zaman için tercih sebebidir ve kimse yarın kendisini yarı yolda bırakacak bir elemanla çalışmak istemez.. (İstediği zaman işten çıkaracağı elemanın beklenmedik bir anda istifayı vermesi Hanım Corporation'da gaz yapar..)


Az daha unutuyordum!! Sekizinci sıraya pazarlık aşamasını koymalıyız.. Şirket size sorar, "Ne kadar istiyorsunuz??" Siz de aklınızdaki rakamı söyleyemezsiniz asla.. Hep daha altını söylersiniz.. İşte bu hem yeni bir işe girerken hem yeni bir ilişkiye başlarken hiç bir şekilde yapmamanız gereken çok büyük bir hatadır.. Aklınızda ne varsa tek tek söyleyin bak sonra yıllarca pişman olursunuz!! Tabii burda genel olarak bir pazarlıktan bahsediyoruz.. Yani ilişkiden ne bekliyorsunuz ve ne beklemiyorsunuz.. Yoksa para pul değil yani.. Zaten hangi kadın erkeğin cüzdanına dikkat eder ki??


Dokuz.. CV!! E yani.. İş araken dolgun bir CV gereklidir orası kesin.. Pekii, bizim bahsettiğimiz konuda?? Şimdi orası biraz muallakta.. Çok boş bir özgeçmiş karşı tarafta huysuzlanma yaratır.. Ama fazla dolusu daha büyük bir huysuzlanma yaratır.. Optimumunu bulmanız lazım.. Arzulanacağınız kadar dolu bir CV (bu çocuğu neden kimse daha önce işe almamış dedirtmemeliyiz) ama güvensiz bir imaj yaratmayacak kadar boş bir CV (yuh ama hiç bir işte dikiş tutturamamış ki).. Artık dengeyi nasıl tutturursunuz kalanınıda gelecek sayıda konuşalım..


10 numara: Asla on numara yoktur arkadaşlar.. Hiç bişey on numara değildir hayatta.. Dolayısıyla benim maddelerimde.. Daha evvelde maddeler halinde yazdığım yazıları hep dokuzda bitirdim dikkat ettiyseniz.. Dokuz iyidir, altmış candır..
Hadi şimdi dökülün bakalım ortamlara ve promilinizin son damlasına kadar çarpışın.. Düşman ''saf''larını yarmadan gelmeyin karşıma.. Haftaya hepinizi sözlüye kaldırıcam.. Öbür hafta nişanlıya.. Bir aya kalmaz nikah şekerinizi emiyor olursunuz..

(gündüz vassaf'ın cehenneme övgüsü'nde geçen bi kısma epey bi gönderme yaptım.. kendisine saygılarımı sunarım..)
(yazının adı: sonsuz gece / türk filmi / zerrin egeliler)
facebook: Norin Feltonian

6 yorum:

  1. sevgili yazar uzun bir aradan sonra blogu actım.okunacak, gülünecek ve dahi bilgilenecek ne varsa okumaya başladım.yeniden görüşmek iyi geldi.Sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. sevindim.. özlemiştik..

    YanıtlaSil
  3. olum senin google'ın hangi versiyon? bende striptizci kız çıktı...

    YanıtlaSil
  4. benim gugıl biraz daha muhafazakar demek ki.. :D nedense?? :)p

    YanıtlaSil
  5. Girsun'da yasak varmış hoca :)

    YanıtlaSil
  6. vader cevapla bakalım; hadi bi hovardalık yapayım dedin ve kadının ayakkabısından şampanya içmeye karar verdin.. kadın UGG giyiyorsa naparsın??

    YanıtlaSil